📫Nisan - Neuralink🐒, Oscarlar🏆, Yaratıcı Ekonomi✍ ve dahası
Çok iyi bülten oldu.
Süzgeç Bülten - Nisan 2021
Merhaba,
Türkiye’nin ilk hiçbir uzmanlık vaat etmeyen e-bülteni Süzgeç, dördüncü sayısına geldi bile. Artık yavaş yavaş kişisel olarak tanımadığım insanların da bültene kayıt olduğunu görüyorum, çok seviniyorum :) Fazla uzatmadan başlayalım, işte her zamanki bölümler;
🔎Ne Oldu? - Nisan ayındaki haber değeri taşıyan olaylardan önemli olduğunu düşündüklerim
👍Cımbız - Beğendiğim ve sizin de beğenebileceğinizi düşündüklerim
🤔Logos - “Yaratıcı Ekonomi” bu ayki zihin jimnastiği konumuz
Bu maili cevaplayarak her türlü yorumunuzu bana ulaştırabilirsiniz. Eğer bülteni beğeniyorsanız bana daha fazla kişiye ulaşması konusunda yardımcı olabilirsiniz. Bunu ister bülteni sevdiklerinizle paylaşarak ister bana bülteni nasıl büyüteceğim konusunda fikir vererek yapabilirsiniz. İkisini de aynı anda yapmamanız için de bir neden yok tabi :)
Eğer bültene abone değilseniz aşağıya mail adresinizi yazarak bültenin her ay mail kutunuza düşmesini sağlayabilirsiniz.
🔎 Ne oldu?
Elon bu sefer beynimizin peşinde: Neuralink 🐒
Elon Musk’ın çılgın projelerinden biri olan Neuralink’i belki duymuşsunuzdur. 2016’da kurulan şirket basitçe beyin-makine arayüzleri tasarlıyor -evet yine çipler!- Şirket bu giyilebilir çipler sayesinde çok yakın zamanda sadece düşünce gücümüzle makineleri kontrol edebileceğimizi iddia ediyor.
Bugüne kadar bu iddia bana Elon Musk’ın yine bizi goygoylaması gibi gelmişti fakat bu ay şirketin yayınladığı şu video bütün düşüncemi değiştirdi.
Videoda açıkça görüldüğü üzere 9 yaşında maymun bir birey olan Pager, baya baya beyniyle çok sevdiğimiz Pong oyununu oynuyor. Bu teknolojinin geleceği yine benim gibi uzmanlık vaat etmeyen birini aşırı heyecanlandırdı. Düşünsenize artık koltuğumuzdan kalkmadan daha fazla iş halledebileceğiz!
Avrupa’nın en değerli şirketi bir teknoloji, finans veya kripto şirketi değil: LVMH 💰
Bazen medyanın bize ve bizim kendimize pompaladığı yeni nesil teknolojiler, Start-up’lar, yatırım bankalarıyla o kadar boğuluyoruz ki somut dünyayı unutuyoruz gibi geliyor bana.
Buna bir örnek olarak geçen ay açıkladığı çeyrek sonuçlarıyla, altında Gucci, Prada, Tiffany gibi bildiğimiz ve çok fakir olduğumuz için bil(e)mediğimiz 75 lüks markasını barındıran Fransız LVMH Grup (Louis Vuitton Moet Hennessy) 329 Milyar $’lık değerlemesiyle Nestle’yi geçerek Avrupa’nın en değerli şirketi oldu.
Şirket bu başarısını çoğunlukla Asya’daki satış artışlarına ve online satışlarına bağlıyor. Dünya ekonomisinin pandemiyle boğuştuğu bir dönemde lüks tüketim ürünleri üreten bir şirketin bu kadar değerlenmesi de kaderin (kapitalizmin) bir cilvesi olsa gerek.
And Oscar goes to… 🏆
Verilmeye başlandığı 1974 yılından beri en az kişinin seyrettiği (10.4M), Oscar ödülleri sahiplerini buldu. Sanırım artık birçok kişi Oscar’ın şişirilmiş bir balon olduğunun farkında. Yine de insan merak ediyor :)
En iyi film ödülünü tahmin edildiği üzere Nomadland kazanırken filmin yönetmeni Chloe Zhao en iyi yönetmen, filmin başrolü Frances McDormand’da en iyi kadın oyuncu ödüllerini kazandı. Bir diğer merak edilen kategori olan En iyi yabancı film ödülü de Thomas Vinterberg’ün Another Round filmine gitti.
Bütün aday ve kazananlara şuradan ulaşabilirsiniz.
GAFAM çok büyüdü 📈
Nisan ayında büyük teknoloji şirketleri 2021 yılı ilk çeyrek sonuçlarını açıkladı.
Alphabet (Google’ın çatı şirketi) tarafında özellikle Youtube yıllık %50 büyüme ve 6 Milyar$ gelirle dikkat çekiyor. Bu gelir Netflix’in çeyrek gelirinin %85’ine eşit olmasına rağmen Google’ın toplam 55 Milyar$’lık çeyrek geliri içerisinde sadece ufak bir kısım. Youtube’da her gün 1 Milyar saatlik video izleniyormuş, aklınız alıyor mu?
Apple ise zaten müthiş büyük olan gelirini %54 büyüterek 90 Milyar$’lık yeni bir çeyrek rekoruna imza attı. Bununla beraber karlarını da 2 katına çıkardı. Bütün ürün kategorilerinde çift haneli büyüyen Apple’da başı tabiki %65 büyüme ve 48Milyar$’lık satışla iPhone çekiyor.
Facebook ise çeyrek gelirlerini %48 büyüterek 26 Milyar$’lık satış yaptı. Bu satışların %97’sini ise reklam satışları oluşturuyor (bu oran Google’da %80). Şirket aynı zamanda kullanıcı bazını %15 büyüterek 3.5 Milyar insana hizmet vermeye başlamış. Dünyadaki her 2 insandan birisi Facebook ailesinin (Facebook, Instagram, Whatsapp) bir ürününü kullanıyor.
Amazon’da ise işler yine tıkırında. %44 büyüme ile 108 Milyar$’lık bir çeyrek geçiren şirket, net gelirini geçtiğimiz senenin ilk çeyreğine oranla 3 kattan fazla arttırmayı başardı. Amazon’un kurucusu Jeff Bezos’un şirket CEO’su olarak yazdığı son annual shareholder letter’a buradan ulaşabilirsiniz. 10 sayfalık ilham verici bu mektubu okumanızı öneririm.
Son olarak dünyanın en değerli ikinci şirketi olan Microsoft ise rakiplerine kıyasla daha sakin bir çeyrek geçirmiş. %19 büyümeyle 42 Milyar$(cık) gelir elde eden şirkette en çok büyüyen ürün gamı %50 büyümeyle bulut çözümleri sunan Azure.
Rekabet Kurulu çalışıyor: Google’a 300MTL ceza 🙀
Bu ay Google’a açılan “Google’ın kendi yerel arama ve konaklama fiyatı karşılaştırma hizmetlerine genel arama sonuç sayfasında konum ve gösterim olarak rakiplerine kıyasla avantaj sağlamakla” ilgili soruşturmada karar açıklandı ve Google pazardaki rekabeti bozduğu için 296MTL cezaya çarptırıldı.
İşte sosyal devletin keskin kılıcı böyle olur. Ben bu devasa şirketler ceza yediği zaman çok mutlu oluyorum :)
Yok artık Trendyol! 🥳️
Geçen ayki Getir haberinden sonra bu ay güzel bir haber de Trendyol’dan geldi. Çinli ortağı Alibaba’dan aldığı 350M$’lık yatırımla değerlemesini 9,35 Milyar$’a atan şirket ülkemizin ilk decacorn’u (10 Milyar değerlemeye ulaşan şirket) olmak üzere.
Emeği geçen herkese çok tebrikler!
Lütfen artık verileri korumayı becerebilir misiniz? 😡
Veri sızıntısı haberlerinin ardı arkası kesilmiyor. Bu ay da Facebook’tan 19M’u Türkiye’den olmak üzere 533 Milyon, Linkedin’den ise 500 Milyon kişinin kişisel verisi çalındı. Çalınan veriler arasında kişilerin telefon numaraları, mail adresleri, konum bilgileri gibi bilgiler yer alıyor. Mark Zuckerberg’in bile Facebook’ta kayıtlı olan telefon numarası çalınmış. Numarasını bulmak isterseniz basit bir Google aramasıyla bulabilirsiniz :)
Böyle sızıntılardan etkilenip etkilenmediğinizi öğrenmek için şu siteyi ziyaret edebilirsiniz.
Bana ne top benim ⚽️
Bu ay dünya futbol tarihine geçecek bu olayı yazmasam olmazdı. Olay şöyle gerçekleşiyor;
Dünyanın en büyük futbol kulüpleri (İngiltere, İspanya, ve İtalya’dan aklınıza gelen en büyük kulüpler) kendi aralarında toplanıp bir lig kurmaya karar veriyor. Amaç da FIFA ve UEFA’ya giden yayın hakları gibi paraların bu kulüplerde toplanması ve grup düşme-çıkma gibi bir dinamik olmadığı için seneden seneye düzenli bir gelir akışı sağlanacak olması. Tam bir Amerikan modeli yani, zaten şöyle bir düşünürseniz bütün büyük Amerikan liglerinde (NBA,NFL,NHL) Avrupa’da olduğu gibi bir düşme-çıkma yok.
Buna bir de 5 kurucu kulübün 3’ünün sahibinin Amerikalı olması ve J.P. Morgan’ın 5 Milyar$’lık kredi paketi eklenince olay “americanization of soccer” gibi bir yere geliyor.
Tabi başta FIFA ve UEFA olmak üzere taraftarlardan futbolculara bu yapıya itirazlar yağdı geçtiğimiz ay içerisinde. Hatta UEFA’nın sponsoru Heineken “Don’t drink and start a league” diye bir reklam bile yayınladı. İtirazların haklı sebebi de bu yapının Avrupa futbolundaki rekabetçi yapıyı zedeleyeceği yönündeydi. Tepkiler sonunda kurucu kulüpler ışık hızıyla geri adım attı ve Avrupa Süper Ligi 20 gün içerisinde tarihin tozlu sayfalarına gömüldü.
Daha detaylı bilgi için Wikipedia sayfasını ziyaret edebilirsiniz.
👍 Cımbız
🎬 Bu ay 2 film, 1 dizi, 1 de belgesel önerim var;
Force Majoure - Ortamlarda çok övülen İskandinav sinemasından güzel bir film önerim var bu ay. Kar tatiline giden tatlı mı tatlı İsveçli bir ailenin yaşadıkları üzerinden sevgi ve aile kavramını ele alan müthiş bir film. BluTV’de bulabilirsiniz.
Night on Earth - 1991 yapımı bu filmde dünyanın 5 farklı şehrindeki 5 farklı taksi şoförünün aynı gecede başından geçenlere tanık oluyoruz. Hem karakterleriyle hem de birbirinden bağımsız 5 hikayesiyle tatlı ve izleyici yormayan bir film. Yoğun bir iş günü sonrası izlemek için birebir. Yine BluTV’de bulabilirsiniz.
Gibi - Feyyaz Yiğit ve Kıvanç Kılınç’ın müthiş performansı ve Aziz Kedi’nin müthiş skeç yazarlığıyla beni uzun zamandır belki de ilk defa güldürmeyi başaran absürt komedi dizisi. Her bölümde birbirinden bağımsız hikayeler olduğu için gereksiz yere uzamıyor da. Exxen’de bulabilirsiniz.
My Octopus Teacher - Bir dalgıç ve ahtapotun hikayesini anlatan bu belgesele şu ana kadar Netflix’te denk gelip izlemediyseniz mutlaka izlemenizi öneririm. Tam pazar kahvaltı sonrası izlemelik. Ayrıca bu sene en iyi belgesel Oscar’ını da kazandı.
📑 Bu ay birçok rapor inceleme fırsatı buldum. İlgi çekici olanları aşağıda paylaşıyorum;
Deloitte ve Reklamcılar Derneği’nin yaptığı 2020 Türkiye Tahmini Medya Yatırımları raporunda bu yıl dijital toplam yatırımın %54’ünü alarak birinci sıraya oturmuş. Onu %36 ile TV takip ediyor. Pazarlamayla alakası olan herkesin rapora en azından bir göz gezdirmesinde fayda var. Tamamına şuradan ulaşabilirsiniz.
Google’ın hazırladığı Türkiye’de Z Kuşağı raporu bir zamandır pazarlamacıların (ve siyasi partilerin) gündeminde olan 1997 ve sonrası doğumlulara dair içgörüler içeriyor. Türkiye’nin %23’ünü oluşturan bu kuşağa dair rapora şuradan ulaşabilirsiniz.
Bir diğer danışmanlık şirketi PWC’nin hazırladığı İnsan Kaynakları Liderlerinin Gündemi raporu da özellikle COVID’de baştan aşağı değişen IK dünyasının geleceğine dair güzel bilgiler veriyor. Mesela sağlıklı iş yaşam dengesi için katılımcıların %94’ü hibrid modeli desteklerken %74’ü tamamen uzaktan çalışmayı destekliyor. Rapora şuradan ulaşabilirsiniz.
Yine Deloitte Digital tarafından yapılan Hepsiburada Etki Analizi çalışması bize Hepsiburada case’i üzerinden Türkiye’deki E-ticaret pazarıyla ilgili değerli bilgiler veriyor. Mesela Türkiye E-Ticaret hacmi 2019 yılından 2020 yılına %66 büyüyerek 226 Milyar TL’ye gelmiş ve gelecek 4 yılda da dünya ortalamasının 12 puan üzerinde büyümesi bekleniyormuş. Raporun tamamı burada.
Ketchup sadakat programları ajansının “Türkiye Sadakat Programları & Dijital Platformlar Araştırması” raporu birçok sektördeki sadakat programları hakkında detaylı bilgiler içeriyor. Türkiye’de açık ara en çok kullanılan sadakat programı Migros Money iken onu Gratis Card ve Hopi takip ediyormuş. Raporun tamamı için Ketchup’ın Linkeden sayfasını ziyaret edebilirsiniz.
🎓 Bu ay Harvard Business Review’da veri görselleştirmeyle alakalı 2 güzel makaleye denk geldim. Onları da sizinle paylaşmak isterim:
📹 En sevdiğim Youtube kanallarından biri olan Kurzgesagt’tan 3 video önermek istiyorum. Hepsi kısa ama kafa açıcı videolar:
🤔 Logos - Yaratıcı Ekonomi
Her şeyden önce bu ayki Logos konusunun ilhamını Aposto’nun müthiş yazarı Handegül Sert’in bülteni Quando’dan aldığımı söylemek isterim. Bültenin linkini buraya bırakıyorum.
Olay: Aslında internet ortaya çıktığından beri insanlar bu platform üzerinde ürünler, sanat eserleri üretip bunları paylaşıyorlar. Fakat sosyal medya platformları hatta forumlardan önce bu üretim ve paylaşımı yapanlar daha teknik yetkinlikleri yüksek ve bu işlerle ilgilenen insanlardı.
Önce forumların (selam ekşisözlük) sonrasında da sosyal medya platformlarının ortaya çıkmasıyla içerik üretmek ve onları paylaşmak tabiri caizse halka indi. Artık internet bağlantısı olan herkes ürettiklerini internette paylaşabilir hale geldi. Fakat buradaki sorun hem dijital penetrasyonun bugüne göre az olması hem de bu içerik üreticilerinin yarattıkları içerikten maddi bir karşılık görememesiydi.
Zaman içerisinde önce Youtube’la sonrasında sosyal medya influencerlarıyla bu içerik üretme eylemi maddi karşılığı olan bir hale gelmeye başladı. Sonrasında Patreon, Twitch gibi platformların çıkması ve içerik üreticilerine bağış yapılma kültürünün yaygınlaşmasıyla bugün “Creator Economy” dediğimiz yaratıcı ekonomi doğdu.
Bugün bu işten binler hatta milyonlar kazanan içerik üreticileri var. İster Instagram influencer’ı olun, ister podcast yayınlayın isterse benim gibi e-bülten yazın bunu paraya çevirmek için elimizde bütün imkanlar var. Bu trendin de NFT gibi merkezileştirilmemiş teknolojilerin popülerleşmesiyle daha da hızlanması içten bile değil.
Bu yazıda biraz Yaratıcı Ekonomiden bahsetmek istiyorum.
Yorum: Ben her değişimde olduğu gibi bu değişimden de çok umutlu ve heyecanlıyım. Bundan önce sıkça “Gig Economy” yani paylaşım ekonomisini duyuyorduk. Uber, Airbnb gibi şirketler elimizdeki kaynakları daha verimli kullanabilmek için bize yeni bir pencere açtılar.
Fakat “Creator Economy” bence çok daha heyecan verici. Bu kültürde insanlar sevdikleri işlerle uğraşıyor, bunun için teşvik ediliyor ve yapmaktan zevk aldıkları şeyleri yaptıkları için para kazanıyorlar. Bir podcast yayıncısını ele alalım. Sizce hayatını podcast yaparak kazanan biri pazartesi sendromu yaşıyor mudur? Sanmam.
Bence teknolojinin temel sağlaması gereken şey tam olarak bu. Bizim hayatımızı kolaylaştırıp, yapılması zevkli olmayan işler otomatikleştirip, bize yaratıcı olma imkanı sağlamalı.
Burada biraz da yaratıcı ekonominin etrafında şekillenen kültüre değinmek istiyorum. Bildiğiniz üzere dijital ortam çok kibar bir yer değil :) Böyle olmadığını düşünüyorsanız sevdiğiniz bir ünlünün Instagram fotoğraflarına gelen yorumlara veya herhangi bir Youtube videosunun yorumlarına bakın. Cyber Bullying denen siber zorbalık çağımızın yarattığı en insanlık dışı şeylerden biri. Fakat yaratıcı ekonomi kültürü bunun tam tersini özendiriyor. Youtube videosu mu çekmek istiyorsun arkadaşların sana destek oluyor, dijital sanat eserlerinin NFT’sini mi satmak istiyorsun kimse “bunlara kim para verir abi” demiyor. Bence gün geçtikçe daha fazla zaman geçirdiğimiz dijital dünyanın böyle bir kültürel paradigma değişimine ihtiyacı var.
Bu konu hakkında saatlerce yazabilirim. Yaratıcı ekonomi hakkında dokunmadığım birçok taraf var; niş konular hakkında birleşmek, dikkat süremizin gün geçtikçe kısalması, COVID’in yaratıcı ekonomiye etkisi, TikTok devrimi. Liste uzar gider :) Fakat hem bülteni çok uzatmamak için hem de size de üzerine düşünecek ve araştıracak bazı konular kalmasını istediğim için burada yazımı sonlandırıyorum.
Son sözüm şu; yaratıcı ekonomi ve etrafında oluşan dijital kültür Y ve Z jenerasyonunun hayattan bekledikleri ve beklemedikleriyle çok uyuşuyor. Bu alanın büyüyeceğine ve hayatını “yaratarak” kazanacak insan sayısının büyük bir hızla artacağına inanıyorum, ümit ediyorum :)
Yaratıcı ekonomi hakkında sizin de fikirleriniz varsa veya sadece bu konuyu tartışmak isterseniz mutlaka bana yazın.
Bu aylık da bu kadar. Umarım benim için yazması keyifli olduğu kadar sizin için de okuması keyifli olmuştur. Benimle her konuda fikrinizi bu maili cevaplayarak paylaşabilirsiniz.
Okuduğunuz için teşekkürler ve iyi bayramlar. Haziran da yine beklerim.


Güney ellerine sağlık?! Bu nasıl güzel bülten hazırlamaktır? Bence konuşmalıyız seninle muhtemel bir iş birliği bile olabilir :)) Aposto’da yayınlarını yayımlamak istetirsen mutlaka gönder olur mu formunu, aposto yayıncı diye aratsan bulursun. Çok güzel işler yapıyosun, devam 💪