📫Mart - NFT🎨, Stripe💰, FLoC🕵 ve dahası
Bu ay gelecek yeniden yazılıyor. Dijital reklamcılıktan sanata yeni fikirler ve yeni uygulamalar heyecan verici!
Süzgeç Bülten - Mart 2021
Merhaba,
Türkiye’nin ilk hiçbir uzmanlık vaat etmeyen e-bülteni Süzgeç, üçüncü sayısıyla karşınızda. Verdiğiniz geri bildirimler ve harika yorumlarınız için çok teşekkür ederim. Fazla uzatmadan başlayalım, işte her zamanki bölümler;
🔎Ne Oldu? - Mart ayında olan “şeyler”den sizin için derlediğim kıssadan hisseler
👍Cımbız - Beğendiğim ve sizin de beğenebileceğinizi düşündüklerim
🤔Logos - Bu ay “NFT: Sanatın biricikliğine dijital çözüm” başlığını tartışalım
Bu maili cevaplayarak her türlü yorumunuzu bana ulaştırabilirsiniz. Eğer bülteni beğeniyorsanız daha fazla kişiye ulaşması için her türlü platformda paylaşabilirsiniz.
Eğer bültene abone değilseniz aşağıya mail adresinizi yazarak bültenin her ay mail kutunuza düşmesini sağlayabilirsiniz.
🔎 Ne oldu?
Görünmez şirket Stripe: Amerika’nın en değerli özel şirketi 💰
Fintech ekosistemini yakından takip etmiyorsanız şu ana kadar Stripe’ı duymamış olmanız mümkün. 2010’da İrlanda’lı iki kardeş tarafından kurulan şirket geçtiğimiz günlerde 600 milyon dolarlık H serisi yatırım turunu tamamlayarak -evet H serisi :)- değerlemesini 95 Milyar dolara çıkardı. Bu değerlemeyle beraber Amerika’daki borsaya kote olmayan en değerli şirket ünvanını da ele geçirmiş oldu.
Stripe ne iş yapar?
Stripe temelde e-ticaret siteleri ve uygulamalar olmak üzere internet üzerinden ödeme alan her şirkete herhangi bir kurulum ücreti olmadan ödeme altyapısı kuruyor ve üzerinden geçen işlem başına komisyon alıyor.
Platformundan saniyede 5 bin işlem geçen ve 1 milyondan fazla müşterisi olan şirketin müşterileri arasında Amazon, Shopify, Uber, Salesforce gibi devler de var. Stripe’ın misyonu ise “increase the GDP of the internet”. Bence çok güzel yere dükkan açmışlar.
Google cookieleri bırakıp FLoC’a mı geçecek? 🕵
Geçtiğimiz yıllarda veri gizliliği konusu gündemi sıklıkla meşgul etti. Tabi bu tartışmaların odağında dünyanı veri tekeli Google’ın olması şaşırtıcı değil. Uzun vadede bu savaşı kaybedeceğini anlayan Google kullanıcılarını takip etmek için yeni bir teknoloji geliştirdi: Federated Learning of Cohorts ya da kısaca FLoC.
Eskiden nasıldı?
Google dahil bütün internet siteleri bizim internet üzerindeki bilgilerimizi ve etkileşimlerimizi internet tarayıcıları tarafından toplanan, cookie denen veri paketleri sayesinde takip edebiliyor. Bu sayede bir sitede ürünü sepete attıktan sonra geri döndüğünüzde o ürünü sepette bulabiliyorsunuz. Cookie’lerin nasıl çalıştığıyla alakalı açıklayıcı bir videoyu buraya bırakıyorum.
FLoC’un farkı ne?
FLoC teknolojisi ise cookielerden farklı olarak kullanıcıları bir grup olarak takip ediyor. Yani direk sizin bilgi ve aktivelerinizi takip etmek yerine, sizi aktivitelerinize göre belirli bir ilgi alanı grubuna dahil ediyor. Böylece siz “en azından” tam anlamıyla takip edilememiş oluyorsunuz. Google’da gelirinin %90+’ının geldiği hedeflenebilir reklam kabiliyetini kaybetmemiş oluyor.
Şimdi ne olacak?
Google FLoC teknolojisini şu anda sadece test ediyor. GDPR sebebiyle şimdilik Avrupa ülkelerinde test yapılamayacak. Konunun uzmanı birçok insan ise şimdiden FLoC hakkında negatif yorumlar yapmaya başladı. Bunun ölmek üzere olan 3rd Party Cookie’nin yerine Google tarafından getirilmiş yeni bir profilleme sistemi olduğunu söylüyorlar ve veri gizliliğini korumak için yeterli olmadığının altını çiziyorlar. Konu hakkında detaylı ve biraz teknik bir yazıyı buraya bırakıyorum.
Amazon Türkiye verilerini yurtdışına çıkarabilecek ✈️
Webrazzi’nin haberine göre Amazon Türkiye’deki kullanıcılarıyla ilgili topladığı kişisel verileri yurtdışına transfer edebilmek için KVKK’dan gerekli izni alarak bu izni alan ikinci şirket oldu. (İlki TEB Araç Kiralama’ydı).
Bu gelişme “veri milliliği” regülasyonuna takılmamak için 40 takla atan diğer şirketlere de bir umut ışığı olmuştur diye tahmin ediyorum.
İlgili süreci detaylıca merak ediyorsanız KVKK’nın yayınladığı webinar linkini buraya bırakıyorum.
SPAC: Yeni nesil IPO 📚
Yukarıdaki kısaltmalara aşina değilseniz kısaca açıklayayım. IPO (Initial Public Offering) bir şirketin halka arz yoluyla hisselerinin bir kısmını borsaya açması demek. SPAC (Special Purpose Acquisition Company) ise yatırım bankalarının bulduğu farklı bir tür halka arz yöntemi.
Bu yöntemle yatırım bankası daha sonra başka bir şirketle birleşmesi amacıyla tabiri caizse “boş” bir şirketi halka arz ediyor. Sonra asıl halka arz edilmek istenen şirket bu şirketle birleşerek otomatik olarak halka arz edilmiş oluyor. Böylece asıl şirketin halka arz edilme süreci çok daha kısalmış (2 yıldan 6 aya) oluyor.
Son dönemde bu yöntemle yapılan halka arzlarda inanılmaz bir artış var. Aşağıdaki grafik bunu dramatik bir şekilde gösteriyor.
Neden önemli?
SPAC şirketleri halka arz edildiğinde hangi şirketle birleşeceği belli olmadan arz ediliyor. Dolayısıyla bu şirketlerin hisselerini alan yatırımcılar da tam anlamıyla kumar oynamış oluyor. Bu SPAC şirketlerinin stratejisini bilen ve/veya içeriden duyum alan “ensesi kalın” yatırımcılar için çok büyük bir rekabet avantajı yaratıyor.
Bloomberg’in yaptığı araştırmaya göre standart bir IPO’nun getiri oranı %75 iken SPAC’ların ortalama getiri oranı 23%. Bu farkı da tabi ki en çok küçük yatırımcı hissediyor.
Konu hakkında detaylı bilgi edinmek isterseniz Bain’in 2021 Private Equity raporunu incelemenizi öneririm.
Getir 2.6 Milyar $ 🥳️
Bu haberi muhtemelen duydunuz ama ben yine de tebrik etmek istedim. Getir aldığı son 300 Milyon dolarlık yatırımla değerlemesini 2.6 Milyar dolara çıkardı ve resmen bir unicorn oldu. Emeği geçen herkese tebrikler!
Google Play Store komisyon kıstı 🤝
Bu bülten Google bülteni gibi oldu ama bu tarafta önemli gelişmeler olduğu için es geçmek istemedim :)
App Store ve Google Play Store bir zamandır uygulama geliştiricilerinin hedefinde. Sebebi ise platformların uygulama içi satın almalardan aldığı yüksek komisyon oranları. Sistemler tam olarak aynı olmasa da ikisi de toplam işlemin %30’u kadar komisyon alıyordu. Hatta bu eleştiriler geçtiğimiz ekim ayında ciddi bir noktaya varmış, Fortnite’ın geliştircisi Epic Games uygulamasını App Store’dan çekip Apple’a dava açmıştı
Apple da baskılara dayanamayıp Kasım ayında 1 Milyon altı gelir elde eden bütün uygulama geliştiricilerden %15 komisyon alacağını açıklamıştı. Düzenleme Ocak 2021’den beri devrede.
Google ise bu ay yaptığı şu açıklamada geliri 1 Milyon dolara kadar olan uygulamalardan aldığı komisyon oranını %30’dan %15’e düşüreceğini açıkladı. İndirim yaptığı bu grup Play Store’daki uygulamaların %99’unu kapsıyor. İndirim 1 Temmuzdan itibaren geçerli olacak.
Tiktok tavsiye algoritmasında çığır açan bir şeyler var 📱
Bu aslında bir haber değil, daha çok bu ay tartışıldığını çok gördüğüm bir konu.
Tiktok’ta Instagram’daki keşfet gibi bir alan var; For You. Bu alanda çıkan videoları Tiktok kendi tavsiye algoritmasıyla seçiyor. Bugüne kadar bizim diğer sosyal medya tavsiye algoritmalarından alıştığımız şey şuydu; daha önceki izlemelerimize göre bizi profilleyen platformlar, bu profillere en uygun olan ve en çok etkileşim alan içerikleri bize servis ediyor.
Tiktok ise farklı olarak kullanıcıların ilgi alanları profilledikten sonra o alanda içerik üreten yeni kullanıcıların postlarını öneriyor. Bu içerik üreticilerinin önceki postlarından aldıkları etkileşimi ise denklemin dışında tutuyor. Böylece yeni üreticiler çok çabuk ünlü olabiliyorlar, bu da Tiktok’a olan bağlılığı arttırıyor.
Şimdi Facebook ve Youtube’da bu müthiş stratejiyi kullanabilmek için tavsiye algoritmaları üzerinde çalışıyorlar. Tiktok algoritmasının nasıl çalıştığıyla ilgili bir blog postunu buraya bırakıyorum.
👍 Cımbız
🎬 Bu ayki film önerilerine gelirsek:
Youth - Sorentino filmlerindeki o müthiş içgörüler ve ekrandan yayınlan huzur bu filmde de bizimle beraber. Micheal Caine’in de müthiş performansıyla bir üst seviyeye çektiği bu film benim bu ay izlediğim en iyi filmdi. Filmde emekli bir klasik müzik bestecisinin İsviçre Alplerindeki inziva hikayesine konuk oluyoruz. Blu TV’de bulabilirsiniz. Eğer bu filmi beğenirseniz bir başka müthiş Sorentino filmi olan “The Great Beauty”’yi de izlemenizi öneririm.
Three Billboards Outside Ebbing, Missouri - Bu sıralar çok konuşulan Chloe Zhao’nun yeni filmi Nomadland’i izledim. Müthiş bir film, muhtemelen duymuşsunuzdur, izlemediyseniz kesin izleyin. Fakat bu filmi izleyince benim aklıma Frances McDormand’ın bir diğer muazzam performansı olan (Oscar almıştı) “Three Billboards Outside Ebbing, Missouri” filmi geldi. Bir annenin kızının cinayetinin peşine düşmesi ve kararlılık hikayesini anlatıyor. Bunu da izleyin :)
Charlie Kaufman Sineması - Fark ettim ki 2 bülten geçmiş ve ben hiç Kaufman övmemişim :) Bazen “keşke bu insanın kafasının içine girip nasıl çalışıyor diye baksam” diye düşünürsünüz ya, Kaufman benim için öyle bir insan. Sıralamasıyla beğendiğim birkaç filmini buraya bırakıyorum. Ne düşündüğünüzü mutlaka bana söyleyin :)
Synecdoche, New York
Adaptation.
Being John Malkovich
I'm Thinking of Ending Things (Netflix filmi)
🖥 Bence en çok kürasyona ihtiyaç duyulan platform Youtube. Derya deniz bir içerik var ve içerik kaliteleri arasında çok fark var. Bu yüzden size birkaç Youtube kanalı önermek istiyorum bu ay:
BBC News Türkçe: BBC’nin Türkiye kanalında gerçekten ilginç ve kaliteli belgeseller var. Bu ay izlediğim Etiler-Bağcılar arasında yapılan çöp analizini çok beğendim.
CGP Grey: Bu kanalın sahibi abinin çok tatlı bir uslübu var ve değindiği konular genelde çok ilginç oluyor. 4,7M abone yanılıyor olamaz. Ben bu ay bu kanaldan Papa olmak için kariyer yolunu öğrendim :)
FluTV: Eğer hala bilmiyorsanız İlker Canıklıgil ve arkadaşları çok farklı konularda çok iyi içerikler üretiyorlar bu kanalda. Ben mesela İlker Hoca’nın Trier analizini çok beğenmiştim.
Reddit Before Bed: Peki bomboş bir şey izlemek istediğimizde ne izleyelim? Bu kanalı izleyin. Akıllı TV tadında bir video potporisi her video. Video içerikleri hem kaliteli hem de bir sürü var :) Şuradan başlayabilirsiniz.
📑 Mart ayı raporlar açısından verimli bir ay değildi benim için. Yine de karşıma çıkan birkaç ilginç raporu sizinle paylaşayım.
PwC 100 ülkeden 5 bin CEO ile görüştüğü Küresel CEO Araştırması’nın 24üncüsünü yayınlamış. İlginç bir şekilde Türkiye’deki CEO’lar iklim değişikliğini global ortalamadan daha fazla önemsiyormuş. Kargaya yavrusu şahin gözüküyor demek ki :) Raporun tamamına şuradan ulaşabilirsiniz.
World Economic Forum 2019’da fazlasıyla akademik bir “A Framework for Developing a National Artificial Intelligence Strategy” raporu yayınlamış. İçerik çok güçlü, konu da çok ilginç ama yeterli bir zaman ve odaklanma gerektiriyor :) Buradan ulaşabilirsiniz.
🏅 Google 4 uzmanlık alanında (Project Management, Data Analytics, UX Design ve IT Support) 6 aylık online kurslar açtı. İlginç olan ise bu eğitimlerinin içeriğine o kadar güveniyorlar ki, kendi işe alım süreçlerinde bu eğitimlerden alınan sertifikayı bir lisans derecesiyle bir tutuyorlar. Sadece Google değil Bayer, SAP gibi şirketler de aynı şekilde lisans derecesiyle bir tutacaklarmış bu sertifikayı. Eğer pratikte söylendiği gibi olursa eğitim sistemini değiştirebilecek bir fikir olabilir. Kurslara şuradan ulaşabilirsiniz.
🤔 Logos - NFT: Sanatın biricikliğine dijital çözüm
Olay: NFT yani Non-Fungible Token yani “Değiştirilemez Varlık” piyasası geçtiğimiz ay içerisinde inanılmaz bir popülerliğe ulaştı. Toplam NFT pazarında 2019 yılında toplam 62M$'lık bir işlem gerçekleşmişken sadece geçtiğimiz ay 217M$’lık işlem gerçekleşti.
Bu popülerlik tabi Twitter’ın kurucu Jack Dorsey’nin ilk tweetinin 3M$’a alıcı bulması, dijital sanatçı Beeple’ın bir eserinin 69M$’a satılması ve ünlü zenginimiz Elon Musk’ın işin içine dahil olmasıyla da oldukça hız kazandı.
Peki NFT nedir biraz onu konuşalım.
Teknik detaylara girmeden anlatmak gerekirse NFT bir tür kripto varlıktır. Diğer kripto paralardan farklı olan özelliği ise “değiştirilemez” olmasıdır. Yani siz elinizde 1 Bitcoini başkasının elindeki 1 Bitcoinle değiştirebilirsiniz çünkü bunlar günümüz nakit parasında olduğu gibi değiştirilebilirdir. NFT’de ise yaratılan her varlık “biriciktir” ve parçalara bölünemez, değiştirilemez.
Daha detaylı bir NFT açıklaması için şurayı ziyaret edebilirsiniz.
Peki bu ne anlama geliyor? Dijital dünyadaki HER ŞEYİN “biricik” hale getirilebilmesi anlamına geliyor. Bakın bu müthiş bir şey :) Dijital dünyadaki varlıkların en büyük problemi kolaylıkla kopyalanabilmesi dolayısıyla bir sahiplik durumundan bahsedilememesiydi. Dolayısıyla sadece o varlığın yaratıcısı onun entelektüel hakkına sahip oluyordu ama bunu fiziksel varlıklarda olduğu gibi birine satamıyordu. NFT bu imkanı sağlıyor.
Burada yanlış anlaşılmaması gereken şey NFT bir güvenlik önlemi değil. Yani insanlar hala NFT’si sizde olsa bile bir varlığı dijital dünyada kopyalayabilir. NFT’nin sağladığı şey varlığın “orijinalinin” sahiplik hakkının sizde olduğuna dair bir sertifika olması.
Yorum: NFT bir devrim. Merkezi olmayan para sistemi Bitcoin’den sonra blockchain teknolojisinin en inovatif kullanımı. Şu aşamada en iyi kullanım alanı ise sanat dünyası.
2021 yılında dünya üzerinde kreatif olarak yaratılan “şeylerin” ne kadarının dijital olduğunu bir düşünsenize. Günümüzün en büyük düşünürleri, sanatçıları, müzisyenleri bütün eserlerini bize dijital yollarla ulaştırıyorlar. Fakat ya yaratılan eser direk dijital dünyada yaratılırsa? NFT sayesinde zaten var olan dijital sanatçılar eserleri üzerinden gelir elde edebilecek. Bunun sanatsal yaratım süreci için nasıl bir itici güç olabileceğini hayal edebiliyor musunuz? 21’inci yüzyılın Mona Lisa’sı yağlı boya bir tablo olmayacak, bir jpeg dosyası olacak.
Burada bir parantez açmak istiyorum. Şu soru hemen akıllarda beliriyor olabilir: “Bir insan CTRL+C, CTRL+V yaparak aynı resme sahip olabiliyorsa neden bunun için milyonlarca dolar ödesin?”. Doğru bir soru, yanıtlamaya çalışayım. Eğer sanata sadece estetik zevk için veya sahip olmanın hazzı için para harcansaydı bu sorunun cevabı çok basit olurdu fakat durum böyle değil. Sanat aynı zamanda bir yatırım aracı. Bugün Van Gogh tabloları kaçtan gidiyor, seneden seneye bu kar marjı nasıl artıyor sizin haberiniz var mı? :) Ayrıca yukarıdaki soruyu fiziksel sanat için de sorabiliriz. Mesela benim salonumda Vermeer’in Astonomer tablosu var. Canvas baskı, 150 liraya aldım. Bu eserin orijinali Louvre’da sergileniyor ve değeri kim bilir kaç milyon dolar fakat birileri bu parayı veriyor. Sanırım demek istediğimi anladınız :)
NFT’nin bugünden yarına böyle bir devrim yapmasını beklemiyorum tabi ki fakat uzun vadede çok “distruptive” bir fikir olduğunu düşünüyorum. Sadece sanat için de değil, her türlü dijital varlık için. Bugün oyun içerisinde canavar öldürdükçe size NFT varlık veren oyunlar var. NFT’si satışa çıkarılmış köşe yazıları var. Gelecekte şu an hayal edemediğimiz kim bilir hangi dijital varlıklara para harcanacak. Bundan 100 sene sonra Elon Musk’ın zihninin dijital bir kopyasının NFT’sine kaç para değer biçilir sizce? :)
Bu bülten de buraya kadardı. Umarım benim için olduğu kadar sizin için de keyifli olmuştur. İlginizi çeken ve/veya farklı düşündüğünüz bir konu olursa bana bu maili cevaplayarak mutlaka ulaşın, tartışalım :)
After Credits film önerisi: Blu TV’de Wonder diye bir film izledim. Bir haftasonu sabahı ufak bir duygu seli yaşamak isterseniz bir bakabilirsiniz :)
Nisan’da yine beklerim.


